11 Şubat 2011 Cuma

Kiliseli (Tüccar) Han




 



Bizanslılardan kalma konaklama hanıdır. (Bizans döneminde kilise olarak kullanılmış olması yapı şekli ve kullanma alanı nedeniyle kuvvetle muhtemeldir.) Kitirler mahallesinin çarşı bölümünde bulunan yapı iki katlı olup alt katı hayvan barınağı, alışveriş merkezi ve kahvehane bölümünü üst katı ise  konaklama odalarını kapsar. Binaya güneyde at arabası ve suvari girecek kadar büyük bir kapıdan girilerek Üstü açık büyük bir avluya geçilir. Avlu etrafında alt kat batı ve kuzey cepheleri taş, doğu cephesi ahşap sütunlarla çevrili odalar halindedir. Bu bölüm dinlenme ve alış veriş yapmaya müsait tarzdadır. İki ahşap merdivenle çıkılan üst katta ise yatak odaları bulunmaktadır.



Gerede Kitiller mahallesi Saraçlar Sokağı’nda olan bu hanın ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamasına rağmen, XIX.yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı, mimari üslubundan anlaşılmaktadır.



Han dikdörtgen planlı olup, güney cephesinde bulunan büyük yuvarlak kemerli kapısından uzun bir giriş eyvanının ardından iç avluya ulaşılmaktadır. Avlu etrafında iki kat halinde hücreler sıralanmıştır. Bunlardan alt kattakiler ahırları, üst kattakiler ise kervan yolcularının konakladığı odalardır. Bu odaların üzerleri beşik tonozla örtülmüştür. Hanın batı kenarında sekiz, kuzey kenarında da iki hücresi bulunmaktadır. Doğu kenarındakiler yıkılmış ve sonra yenilenmiş olup, özelliğini kaybetmiştir.



bolu pınar tur
pınar tur
bolunun güzellikleri
Kiliseli (Tüccar) Han

Asar Kalesi




 



Kesin tarihi bilinmemektedir. Gerede’nin 20 km. doğusunda Örencik, Çağış ve Akçaşehir köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur. Rivayetlere göre kalenin bulunduğu tepeyle doğusundaki tepe arasında Ulusu Deresi altından bir geçitle bağlantısı bulunmaktaydı. Halk doğudaki tepede kurulan şehirde yaşamakta ve düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kale’ye çıkarak kendilerini savunmaktaydı.



Tepenin doğu tarafına inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında şimdi girişleri kapalı olan kaya içi odalar bulunmaktadır Tamamen kayalık bir alan olan tepenin kuzey ve batı yönleri doğal sur halinde olup kaleye buradan çıkmak imkansız görünmektedir. Gerek yapı tarzı gerek hakkında aşağıda anlatılan hikaye kaleyi oldukça ilginçleştirmektedir. Çevreye olan hakimlik ve çevredeki mükemmel tabiat güzellikleri bilhassa fotoğraf meraklılarının ilgisi olacaktır.





Hikayeye göre kale ile kalenin doğusunda bulunan kalenin bulunduğu tepeden den daha alçak olan tepe arasında "Ulusu" deresi altında bir geçitle bağlantı bulunmaktadır. Aslında halk bu küçük tepede kurulu şehirde yaşamakta ve bir düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kalesine çıkarak kendisini savunmaktadır.



bolu pınar tur
pınar tur
bolunun güzellikleri
Asar Kalesi

Gerede Keçi Kalesi




 



Gerede’nin 5 km. kuzeyinde Arkut Dağı’nda etrafına hakim bir tepededir. Bithynialılar zamanından kalan kale, 1993 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış. Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış.



Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarında mum yakarak, kalenin dışına salmışlar. Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş.

 





bolu pınar tur pınar tur bolunun güzellikleri Keçi Kalesi

10 Şubat 2011 Perşembe

Bolu Hakkında Herşey




Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde yer alan Bolu, kuzeyde Karadeniz ve Zonguldak, doğuda Çankırı ve Ankara, güneyde yine Ankara ve Eskişehir, batıda Bilecik ve Sakarya illeri ile çevrilidir. Karadeniz ile İç Anadolu arasında, çok engebeli ve dağlık bir alanda yer alır. Yüzey şekillerini Batı Karadeniz Dağlarının uzantıları ile bu yükseltiler arasında kalan çukur bölgeler belirler. İl sınırları içerisinde, kıyıdan iç kesimlere doğru üç dağ sırası vardır. Bu dağlardaki en yüksek nokta Kızıltepe'dir (1.486 m.). İkinci sırayı oluşturan Bolu Dağları daha yüksektir. Yükseklik Çele Tepesi'nde 1.911 m.ye ulaşır. Üçüncü sıra dağı ise İlin güney ve doğusunu bütünüyle kaplayan, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu Köroğlu Dağlarıdır. Bunların en yüksek noktası Köroğlu tepesi'dir (2.499 m.). Bu dağlık alanda çok sayıda yayla bulunmaktadır. En önemlileri Bolu Dağlarındaki Mengen ve Bolu yaylaları, Köroğlu Dağlarındaki Gerede, Kıbrıscık, Seben, Mudurnu ve Göynük yaylalarıdır.





İl sınırları içerisinde, Efteni, Filyos ve Sakarya olmak üzere üç su toplama havzası vardır. Efteni Havzası, Efteni Gölü'ne dökülen Aksu, Asar Suyu ve Uğur Suyu ile gölün sularını Karadeniz'e boşaltan Büyük Melen'i kapsar. Abant Gölü'nün ayağı olan Büyüksu (Bolu Suyu) ve Ulusu Filyos Havzası'nın sularıdır. Sakarya Havzası'nın ise başlıca suları Mudurnu Çayı, Aladağ Suyu ve Göynük Suyu'dur. Bolu'da bir çok da göl bulunmaktadır. Abant ve Efteni gölleri dışında, Çağla Gölü, Çubuk, Sünnet, Yedigöller, Karagöl ve Karamurat Gölü bu göllerden başlıcalarıdır.Ayrıca Mudurnu ve Büyüksu çayları üzerinde kurulmuş olan Gölköy Barajı ile, Küçük Melen Suyu üzerindeki Hasanlar Barajının oluşturduğu göller de önemlidir. İl alanının %9'u ovadır. Bu ovalardan en önemlisi ilin kuzeybatısındaki Düzce Ovasıdır.Ayrıca Bolu, Gerede, Himmetoğlu ve Mudurnu ovaları da önem taşımaktadır. Yüzölçümü 8.294 km2 olup, toplam nüfusu 270.654'dür.

İstanbul ve Ankara'yı birbirine bağlayan karayolu üzerinde bulunuşu Bolu'nun sosyo-ekonomik yapısını olumlu yönde etkilemiştir. Bolu'nun ekonomisi tarım, ormancılık, hayvancılık ve turizme dayalıdır. tarımsal ürün olarak, baklagiller, sanayi bitkileri, buğday, arpa, mısır, fasulye, şeker pancarı, tütün, patates, fındık ve meyve üretilmektedir. Bitkisel üretimden sonra ormancılık önemli bir ekonomik güçtür. İl yüzölçümünün



yarısını kaplayan ormanlarda karaçam, sarıçam, göknar ve kayın ağaçları çoğunluktadır. Ayrıca orman ürünlerini işleyen sanayi kuruluşları da bulunmaktadır. hayvancılık güneydeki dağlık kesimde yaygındır. Mera hayvancılığı yapılan ilde, en çok koyun, sığır, tiftik keçisi ve kıl keçisi beslenir. Kümes hayvancılığında da büyük bir gelişim yakın zamanlarda başlamış ve bir çok tavuk çiftlikleri kurulmuştur. Bolu Dağı'nın batı yamaçlarında arıcılık, ırmak ve göllerinde de balıkçılık yapılmaktadır. Alabalık ve sazan ön plandadır.

Bolu topraklarında linyit kömür yatakları oldukça zengindir. Kalorisi yüksek olan Bolu linyitleri çeşitli kuruluşlar tarafından işletilmekte, kükürt oranının fazlalığı da sanayide kullanılmasına neden olmaktadır. Ayrıca kahverengi ve siyah desenli mermerler, alçı taşı üretimi de ihraç malzemesidir



 



.





Zengin bir turizm potansiyeline sahip olan Bolu'da Köroğlu Dağları'ndaki Kartalkaya, Sarıalan başlıca kayak ve dinlenme merkezleridir. Abant Gölü ve Yedigöller yörenin turistik bölgeleridir. Bu nedenle de Yedigölleri çevreleyen geniş bir alan ulusal park ilan edilmiştir. Büyük ve küçük kaplıca, Efteni, Babas, Bağlum, Sarot kaplıcaları ile Dernin Hamamı bölgedeki termal kaynaklarıdır.

Bolu ve çevresinde bulunan Eski Çağ kültürlerinin izleri, mimari kalıntılar, heykeller ve çok sayıda lahit ile kitabeler ilin tarihi ile ilgili yeterli bilgiyi vermektedir. Buna göre; Bithynion ismi ile kurulan bir İlk Çağ kenti olarak kurulan Bolu'ya İmparator Cladius zamanında Onun isminden ötürü Cladiopolis denilmiştir.

Eski Bolu'nun bugün Bolu Müzesinin bulunduğu tepe üstü alanda ya da, yöre halkının Eskihisar/Hisartepe dedikleri alanda yer aldığı kesinlik kazanamamıştır. Yöre, Lydia Krallığının sınırları içerisinde kalmış, Anadolu'yu işgal eden Persler Büyük İskender'in Anadolu'ya gelişine kadar buraya egemen olmuşlardır. Çevrede bulunan bazı kalıntılar Hititlerin de bu bölgeye kadar uzandıklarına işaret etmektedir



Bithynion’un, Bithynia krallarından I.Nikomedes (İÖ.280-260) ya da Ziaela (İÖ.260-228) döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Bithynion’a yerleşen halk Bithynia’nın yerlisi değil, Yunanistan’da Arkadia bölgesindeki Mantineia kentinden gelme göçmenlerdir.Bithynia kralları kendilerinden önceki karia kralı Mausolos’un yaptığı gibi, kendi ülkelerini Hellenleştirme politikasını izlemişlerdir. Bithynhlerden sonra, yöre Romalıların egemenliğine geçmiştir. Strabon, Bithynia’nın iç kısımlarında, Tieion’un üst tarafında kurulmuş olup, sığırlar için en mükemmel otlak olan ve Salanites peynirinin yapıldığı Salona etrafındaki toprakları da içine alan Bithynion ve aynı zamanda Bithynia’nın merkezi olan (Bithynion) ve çok geniş ve verimli olduğu halde, yazın sağlık için hiç de iyi olmayan bir ova tarafından çevrili bulunan Askania gölünün kenarında kurulmuş Nikeia'nın yer aldığından söz etmektedir.

Antik Bithynion, Batısında Kieros/Prusias ad Hypium, doğusunda ise Paphlagonia yolu üzerindeki Krateia yer almaktadır. MS.I. yüzyılda Bithynion ismi terk edildi. İmparator Claudius (41-54) kendi adına aynı yerde yeni bir şehir kurdurmuştur. Günümüze ulaşan kalıntılardan anlaşıldığına göre bu şehir Bithynion’un kalıntıları üzerinde kurulmuştur. MS.II.yüzyılda Claudiopolis kenti, en ince ayrıntısına kadar bir Roma kenti özelliğini yansıtmaktadır. Claudiopolis’in güneyinde Olympus Bithynicus, Ala Dağ eteğindeki sıcak su banyoları da Plinius ile Traianus arasındaki bir mektuba konu olmuş, bu kaplıcaların yapımında kullanılacak bir mimar istenmiştir.

Roma İmparatoru Hadrianus (117-138) da bu kente özel ilgi göstermiş, Claudiopolis onun döneminde daha da gelişmiştir. Claudiopolis, Roma’nın dörtlü idare zamanında da önemini korumuştur. Nicomedia’nın doğu başkenti olarak seçilmesinin de bunda önemli rolü vardır. Diocletianus zamanında Hıristiyanlık Bithynia’da kalıcı bir suretle yayılmaya başlamış, Romalılar bu din taraftarlarına eziyette bulunmuştur. Buna rağmen paganizm Hristıyanlık karşısında tutunamamış, kısa zamanda Bithynia’nın bir çok yerine kiliseler yapılmıştır. Claudiopolis, Heracleia ve Prusias ad Hypium gibi merkezlerde de büyük kiliseler yapılmış, ancak bunların hiç biri günümüze kadar gelememiştir.

Bolu’da belirgin bir Roma dönemi yapılarına rastlanmamaktadır. Kentin Osmanlılar döneminde kuruluşu sırasında, bunların büyük bir kısmının tahrip edildiği sanılmaktadır. Yalnızca, temel kazılarından rastlantı sonucu Roma dönemine ait mimari yapı kalıntıları ile çeşitli buluntular çıkmaktadır.

Bolu, Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğunun payına düşmüşse de eski önemini bu devirden itibaren kaybetmiştir. VII.ve IX. yüzyıllar arasında Anadolu içinde batıya yönelen Araplar, sarp dağlardan ötürü buraya ulaşamamıştır. XII.yüzyılda Anadolu Selçukları, ardından İlhanlılar bütün bu yöreyi ele geçirmişlerdir.

Orhan Gazi tarafından Bolu ve yöresi ele geçirilmiş, Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından şehir imar edilmiş, hanlar, hamamlar, yollar ve camiler yapılmıştır. Timur'un Anadolu istilasından sonra Bolu yöresi, İsfendiyaroğullarının eline geçmiş, Sultan II.Murat zamanında da Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Osmanlı- Çandaroğlu, sonra İsfendiyarlılar zamanında, sık sık bu bölgede egemenlik mücadeleleri olmuştur. XVI.yüzyılda yaşamış ve Bolu Beyi'ne baş kaldırmış halk ozanı ve destan kahramanı Köroğlu da Bolu'da yaşamıştır. El-Ömerî ve İbn Batûta da Bolu ile ilgili bilgiler vermektedir. İngiliz Gezgin Richard Pococke, Bolu'ya gelmiş, şehrin kurulduğu yerin topografyasını anlattıktan sonra bazı bilgiler vermiştir. Şehrin kısmen bir tepenin batı ve güney yamaçlarında kurulu olduğunu belirttikten sonra tepede eski tarihlerden kalan duvar kalıntılarını, bir çok yazılı kaideyi gördüğünü belirtmiştir.

Osmanlı döneminde Bolu, uzun süre önce Anadolu ve daha sonra da Kastamonu eyaletinin ilçe merkezi olmuştur. Yapılan idari düzenleme sonunda 1867'de Kastamonu'nun bir sancağı olmuş, II. Meşrutiyetten sonra Bolu-Viranşehir ismiyle yeniden sancak haline getirilmiştir. Milli Mücadele sırasında çeşitli ayaklanmalara sahne olmuş, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl haline getirilmiştir.

Bolu'da günümüze gelebilen eserler arasında, İl merkezinde Bithynion'a ait olduğu sanılan bir çok kalıntı ile karşılaşılmıştır. Ancak bunların üzerinde Osmanlı yerleşimi olduğundan yeterli bir araştırma yapılamamıştır. Rastlantı sonucu bulunan Antik Çağlara ait eserler Bolu Müzesi'ndedir. MS.130-138 arasında İmparator Hadrianus'un yaptırdığı Antionos Mabedi, Yıldırım Beyazıt'ın 1300'lerin sonlarına doğru yaptırdığı Yıldırım Beyazıt Külliyesi, Kadı Camisi (XVI.yüzyıl), Saraçhane Camisi (1750), İmaret Camisi ve Medresesi (XVI.yüzyıl), Karaköy Cuma Camisi (1562), Tabaklar Camisi (1897), Ilıca Camisi (1510-1511), Karaçayır Camisi (1571), Gölyüzü Türbesi, Aktaş Türbesi, Yozgat Kasım Dede Türbesi, Taşhan (1804), Tabaklar Hamamı (XVI.yüzyıl), Orta Hamam (1388), Sultan Hamamı (XVI.yüzyıl) İlin belli başlı tarihi yapılarıdır.



http://bolupinartur.com/index.html



bolu pınar tur pınar tur bolunun güzellikleri Bolunun İlçeleri

Akkaya Travertenleri






Bolu, Mudurnu karayolunun güneyinde, Çepni Köyü yolunun batısında Akkaya Travertenleri bulunmaktadır. Bolu ve Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki tek örnek olan Akkaya Travertenleri doğal yapısı ile günümüze kadar gelebilmiştir.



Akkaya Travertenleri, doğu-batı doğrultusunda 250 m. uzunlukta bir oluşum ve bu oluşumun 100 m. batısında 50 m. ölçülerinde yeni ve daha küçük bir başka oluşumdan meydana gelmektedir. Travarterlerin oluşumunu sağlayan su, travarten üzerinde yer alan bir gölde toplanmakta ve oradan dağılmaktadır.



Bolu'nun pamukkalesi olarak görülmeğe değer bir güzelliğe sahiptir. Yemyeşil doğa ile bütünleşen bir manzara sergiler. Dinlenmek ve piknik yapmak isteyenler için eşsiz bir yerdir.



Akkayalardan çıkan maden suyu değişik bir tatta ve 20ºc sıcaklığında olup, modern tesislerde şişelenerek tüketime sunulmaktadır.



http://www.bolupinartur.com/blog/akkaya-travertenleri.html

Yedigöller






Ülkemizin nadide şehirlerinden birisi olan Bolu alanlarında bulunan ve yedi adet  gölden oluşan Yedigöller milli parkı  herkesin mutlaka gidip görmesi gereken adeta bir saklı cennet köşesidir. Gerçek  huzun ve doğa ile iç içe bir yer arıyorsanız buraya mutlaka bayılıcaksınız. Her  mevsim ayrı güzel olan bu bölge her zamanda sizi kendisine aşık edicek. Doğa  severlerin, doğa fotoğrafcılarının çok sevdigi bir milli park olan Yedigöller'de  sessizlik, doğallık vede huzur sizi bekliyor.

Yedigöller oluşturan  göller ise  şunlardır:  kayan kütlelerin, vadilerin  önünü kapatması ile oluşmuş bir  alandır. 7 adet gölden oluşmaktadır:  Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl,  Büyükgöl, Kurugöl ve Seringöl’dür.



Sessiz ve sakin tabiatı, güzel  manzaraları,farklı arazi şekilleri, şelaleleri, yürüyüş yolları, çeşitli cins ve  türde bitki ve ağaçlarla süslü çevresiyle  mükemmel bir piknik, dinlenme,  sakinlik, ferahlık, fotoğraf çekme, spor yapma, kamp çadır kurma yeri olan  Yedigöller'e  sürekli turlar, geziler düzenlenmektedir.



Bolu pınar Tur ile bu gezilere katılabilirsiniz



 



http://www.bolupinartur.com/blog/yedigoller.html



http://bolununguzellikleri.blogcu.com/

Köroğlu Kimdir? Köroğlu Nerelidir?




 



XVI. yüzyıl’da Gerede’ye bağlı Dörtdivan kasabasında doğduğu belirtiliyor. Asıl adı Ruşen Ali olup, Köroğlu adı ile ünlenmiştir. Seyis Yusuf’un oğludur. Sultan III. Murat zamanında (1574- 95) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katılır. (1578-1584. Hak ve Adaleti gözetir. Kötülüğün amansız düşmanıdır. Kılıç ve kalkan kadar.saz ve sözün de ustasıdır. Kahramanlık türküleri söyleyen Köroğlu, halk şairlerinin mertlik ve yiğitlik sembolü haline gelmiştir.



           Anadolu’nun değişik yörelerinde anlatılan hikayelerinden 24 kol tespit edilebilmiştir. Bunlardan Bolu civarında anlatılanı en yaygın olanıdır. Buna göre;



            İyi bir at bakıcısı olan baba Yusuf, Bolu Beyi’nin maiyetinde çalışmaktadır. Bolu Beyi için satın aldığı tay, soylu bir at olmasına rağmen gösterişi yoktur. Bunu kendisine hakaret sayan Bolu Beyi, Seyis Yusuf’un gözlerine mil çektirir. Getirdiği tayın üzerine bindirerek Dörtdivan’a gönderir. Bundan sonra tüm vaktini bu tayı terbiyeye ve oğlu Ruşen Ali’yi yetiştirmeye ayırır.  Zamanla bu sevimsiz tay yıllarca Köroğlu’nu sırtında taşıyacak bir küheylan; Ruşen Ali de bahadır bir kişi olur. İntikamını alması için oğluna vasiyette bulunan Yusuf nihayetinde Hakk’ın rahmetine kavuşur.



 



           Ruşen Ali, babasının vasiyetini yerine getirmek üzere Kıratı’yla birlikte bolu şehrin karşısındaki Çamlıbel’e yerleşir. Demircioğlu, Hoylu, Ayvaz, Cıdalı gibi mert yiğitlerle birleşir. Ruşen Ali, Köroğlu adıyla ünü Osmanlı sınırlarını aşan bir yiğit olur. Bu gün kendi adı ile anılan Köroğlu dağında bir ordu kurar. Giriştiği bütün savaşlarda galip gelir. Bolu Bey’nin bacısı, güzelliği dillere destan Döne hatun’u kaçırarak evlenir. Köroğlu, hile hurda bilmez. Kimseyi arkadan vurmaz. Bezirganlardan, zalim paşa ve beylerden aldığını yoksul halka dağıtır. Kılıç kullanmadaki başarısı kadar sazı ve sözüyle de halkın gönlünü kazanmıştır. Osmanlı Bolu’sunda yetişen bu yiğit kişinin ünü, daha XVI. Yüzyıl bitmeden, Balkanlardan Çin Seddi’ne kadar yayılır.



            Nihayet delik demir (tüfek) icat olur. Köroğlu, tüfeğin icat olup mertliğin bozulduğu, insanların birbirini arkadan vurduğu bir dünyada yaşamanın anlamsızlığını düşünür  ve arkadaşlarına dağılmalarını söyler. Zaten Kırat da bir süre önce sır olmuştur. Haktan ve adaletten ayrılmayan halkın gönlünde taht kurmak suretiyle Kırklara karışır.



        





    Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne

    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

    At Kişnemesinden, kalkan sesinden

    Dağlar seda verip seslenmelidir



    Düşman geldi tabur tabur dizildi

    Alnımıza kara yazı yazıldı

    Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

    Eğri kılıç kında paslanmalıdır.



    Köroğlu düşer mi eski şanından

    Ayırır çoğunu er meydanından

    Kırat köpüğünden düşman kanından

    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

 




Köroğlu Kimdir? Köroğlu Nerelidir? bolu pınar tur pınar tur

bolu pınar tur pınar tur abant yedigöller kartalkaya gezi organizasyon Bolunun Güzellikleri Bolunun Tarihi Güzellikleri Bolunun Doğal Güzelliklerir olunun Hakkında Herşey Abant Yedigöller Bolunun İlçeleri